Sitede Arama Yapayım
Diğer Konulara Bakayım
Son Yayınlananlar Nelerdir?
Yorumları Okumak İsterim

Şifalı Bitkilerin Tarihi

Şifalı bitkiler,  kültürü çok uzun senelerden beri yapılan bir takım gözlemlerin, deneme yanılma yöntemlerinin meydana getirdiği vazgeçilmez bir hazinedir. Milattan önce 1500’de Mısır’da yer alan papirüslerde sarımsak, Hint yağı ve daha bir çok şifalı bitkinin kullanımı hakkında bilgiye rastlarız.  Asya halklarında şifalı bitkilerin kullanımı çok eski zamanlara dayanır. Bitkilerin rahatlama dahil bir çok bedensel hastalıkta kullanımı özellikle Çin kültüründe çok yaygındır.

Sponsorlu Bağlantılar

Bugünün modern Avrupa’sına şifalı bitkilerin yaygın kullanımı Asya ve Arap yarım adasından gelmiştir. Günümüzde insanlığın büyük bir bölümü kolay ulaşılabilir olması, fazlaca yan etkiye sahip olmaması ve ekonomik olması gibi nedenlerden dolayı şifalı bitkileri tercih etmektedir.

Neden Şifalı Bitkiler?

Vücudumuza rahatlıkla uyum sağlayabildiklerinden ötürü şifalı bitkiler uzun süreler ilaç kullanılmadan hastalıkları tedavi etmede kullanılmıştır. 1930’lara kadar bu şekilde kullanılan şifalı bitkiler yerini yavaş yavaş ilaçlara bırakmış ve bu ilaçlarda çoğunlukla şifalı bitkilerden üretilmiştir.

Bunun dışında şifalı bitkilerin en büyük özelliği aynı anda birden çok rahatsızlığa iyi gelebilmesidir. Örneğin, herhangi bir şifalı bitki sivilce, baş ağrısı, şişkinlik, kabızlık ve yorgunluk problemlerinin hepsine birden aynı anda iyi gelebilir. Bunun nedeni bitkinin içerisinde bulunan bir takım maddeler dolayısıyla safra salınımını arttırmasıdır. Safra salınımı ile beraber yağ ciltte aşırı derecede salgılanmaz ve ciltte bulunan lekeler düzelir.

Safranın artması şişkinliğin de rahatlamasını sağlamaktadır. Kabızlık problemi de ortadan kalktıktan sonra bağırsaklar düzenli çalışmaya başlayınca vücutta zehirli maddelerin birikme durumu söz konusu olmaz. Bu da, baş ağrısı ve yorgunluk gibi bir takım problemlerin geçmesine neden olmaktadır. Fakat şifalı bitkilerden modern tıbbın yerini doldurmaları beklenemez. Çünkü ciddi bir takım problemlerde, modern tıp içerisinde kullanılan kalp ilaçları, antibiyotikler veya ameliyat yöntemleri hayat kurtarıcı bir özelliğe sahip olduğu kesinlikle unutulmamalıdır.

Sponsorlu Bağlantılar

Vücudumuzun aksamadan çalışmasını sağlayan sinir sistemi, bağışıklık sistem, dolaşım sistemi ve sindirim sistemi bir bütün içerisinde çalıştığında dış dünyada ne olursa olsun bizler sağlıklı bir şekilde yaşantımızı sürdürebilmekteyiz. Fakat sistemlerden herhangi birisinde bir aksaklık meydana geldiğinde ise hastalanıyoruz.

Şifalı bitkiler işte tam bu noktada devreye girmektedir. Çünkü çoğunlukla, koruyucu, onarıcı ve kuvvetlendirici özelliğe sahiptirler. Her besinin farkında olmasak bile bir şifalı yönü bulunmaktadır.

Mesela limon, enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasını kuvvetlendirirken, soğan solunum yolunda meydana gelebilecek enfeksiyonları önlemekte ve gelişmiş hastalıkları rahatlatmaktadır. Çok zengin bir D vitamini kaynağı olan yulaf, gün içerisinde yorgunluğu önlerken enerjimizi arttırmaktadır. Bunun dışında yulaf aynı zamanda sinir sistemini güçlendirmekte ve bağırsak hareketlerini düzenlemektedir.

Şifalı bitkilerin tarihine baktığımızda 17. yüzyıla kadar özellikle Avrupa’da görülen rahatsızlıklar dört farklı madde kavramına göre tedavi edilirdi. Antik Yunan’da oluşan bu görüşe göre beden tıpkı evrende olduğu gibi serbest bulunan dört farklı radikalden meydana gelmekteydi. Dört beden sıvısı, evrendeki dört maddeyle ilişkiydi ve aralarındaki dengelerden biri bozulduğunda vücut kuvvetini kaybederek rahatsızlık geliştirmekteydi. Dahası bu sıvılardan herhangi biri yükseldiğinde bundan ötürü kişinin mizacı da etkilenmekteydi.

Hastalığın tedavisi için genellikle bu dört sıvının hangisinin arttığı teşhis ediliyor ve kanatma, kusturma tarzı bir takım yöntemlerle sıvının tekrardan doğal dengesine getirilmesi çalışılıyordu. Fakat şifalı bitkilerde kuru, nemli, sıcak ve soğuk olarak dört farklı ana gruba ayrılmıştır. Bu şekilde rahatsızlıkların tedavisinde daha rahat bir prosedür uygulanmaktaydı. Günümüze baktığımızda halen uygulanan geleneksel Hint tıbbında da benzer bir durum vardır.

Evrende bulunan beş farklı maddenin bedende temsil ettiği ve bunlar arasında bir denge olduğuna inanılır. Bu dengelerden herhangi biri bozulduğunda kişinin rahatsızlığı ortaya çıkmaktadır. Mesela kişinin vücudunda bulunan su arttığında şişkinlik, kilo alma, yorgunluk ve uykusuzluk hissedilir.

Su soğuk ve nemli olarak nitelendirildiğinden tam zıttı olan sıcak ve kuru bitkiler önerilmektedir. Kuru bitkiler denince akla ilk olarak acı kırmızı biber, zerdeçal ve zencefil gelir. Ayrıca soğuk nemli gıdalarında tüketilmemesi tavsiye edilir. Bunlarda çoğunlukla buğday, şeker ve süt ürünleridir. Anason ve kimyon gibi aroma içeren bir takım bitkiler vücudu ısıtan sıcak bitkiler kategorisine girmektedir. Karpuz ve salatalık ise tam tersine vücuda serinlik veren soğuk bitkilere örnektir. Ada çayı ve benzeri bir takım doğal çaylar ise antiseptik özellik göstererek kurutucu ve yumuşatıcı bitkiler olarak nitelendirilir.

Bitkilerin etki merkezleri de oldukça önemli kabul edilir. Örneğin kırmızı Şili biberi, cilt yüzeyinde yer alan kan dolaşımının hızlanmasını sağlayarak vücut ısısının cilt yüzeyine çıkmasını ve terle vücuttan atılmasını sağlar. Terin vücuttan buharlaşarak çıkması serinletici bir etki meydana getirir. Çok sıcak iklimlerde yaşayan toplulukların yemeklerinde bu yüzden bol miktarda acı kırmızı biber kullandıklarını görürüz. Zencefil bitkisi ise iç organların kan dolaşımını arttırdığından vücut ısısının dışarıya çıkmasına engel olur. Soğuk iklimlerde yaşayan toplumların zencefili sık bir şekilde tüketmelerinin asıl nedeni de budur.

Sponsorlu Bağşantılar


KONU HAKKINDA YAPILMIŞ YORUMLAR
Bu Konu Hakkındaki Düşüncelerinizi Yazın



.: Sitemizden Seçme Konu Başlıkları :.
Oolong Çayı Nedir? Neye İyi Gelir?
Alıç Meyvesi Kapsülü
Zencefilin Zararları
Yaban Mersininin Faydaları
Sinameki
Karahindiba Çayı
.: Sitemizde En Son Yayınlananlar :.
Kanal D Doktorum Programı

Program Kanal D de Hafta içi Her gün Saat 09.00 Da yayınlanmaktadır. Programın sunucuları Dr. Aytuğ KOLANKAYA ve Zahide YETİŞ'dir.

ENDER SARAÇ’LA SAĞLIKLI GÜNLER

“ENDER SARAÇ’LA SAĞLIKLI GÜNLER” hafta içi her sabah saat 10.45’de Canlı Yayın ile Kanaltürk Ekranında siz değerli izleyicilerini bekliyor

Zahide İle Yetiş Hayata Programı

Atv de yayınlanan programda Zahide YETİŞ konuklarının sorunlarına çareler buluyor. Aynı zamanda dini konuların da açıklığa kavuşturulduğu programda sağlık, sosyal hayat, psikoloji gibi konular işlenmektedir.