Sponsorlu Bağlantılar

TESTİS KANSERİ 
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Testis kanserinin belirtileri genellikle aşağıdaki gibi olmaktadır:

  • Herhangi bir testiste büyüme ya da yumru,
  • Testis torbasında ağırlık hissi,
  • Karın veya kasık bölgesinde ağrı,
  • Testis torbasında ani sıvı birikmesi,
  • Bir testis veya testis torbasında ağrı veya rahatsızlık,
  • Memelerde büyüme veya hassasiyet.
  • Kanser genellikle tek testisi etkiler.

NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİSİNİZ?

Sponsorlu Bağlantılar

Eğer testis veya kasık bölgesinde ağrı, yumru veya şişkinlik tespit ettiyseniz ve bu durum iki haftadan daha uzun sürdüyse ivedi şekilde bir doktora görünmelisiniz.

TESTİS KANSERİ NEDENLERİ NELERDİR?


Çoğu durumda testis kanserine neyin neden olduğu belli değildir. Ancak doktorların kesin olarak bildiği şey şu ki testis kanseri ortaya çıktığı zaman, testislerde bulunan sağlıklı hücrelerde değişme meydana gelmektedir. Sağlıklı hücreler vücudun normal işleyişini ve fonksiyonlarını devam ettirmek için düzenli olarak büyümekte ve bölünmektedirler. Ama bazen bazı sağlıklı hücrelerin bu büyüme ve bölünmelerinde anormallikler meydana gelmekte ve durum kontrol dışına çıkabilmektedir. Kanserli olan bu anormal hücreler vücudun ihtiyacı olmamasına rağmen bölünmeye ve çoğalmaya devam etmektedirler. Bölünüp biriken bu hücreler testiste kitle oluştururlar.

Neredeyse bütün testis kanserleri mikroplu hücrelerde başlar. Bu mikroplu ve sorunlu hücreler testislerde olgunlaşmamış sperm üretirler. Mikroplu ve hastalıklı hücrelerin bu anormalliğine ve kanser kitlesi oluşturmalarına neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemektedir.
KİMLER RİSK ALTINDA?


Testis kanseri riskini arttıran faktörler şunlardır:

1. İnmemiş testis (kriptorşidizm): Testisler anne karnındaki gelişim sırasında karın bölgesinde oluşturulur ve genellikle doğumdan önce testis torbasına inerler. İnmemiş bir testisi olan erkeklerde kanser oluşma riski normal bir şekilde testisi inmiş olan erkeklere oranla iki kat daha fazladır. Bu risk, testis cerrahi işlemle testis torbasına indirilse bile devam eder. Yine, testis kanserine yakalanan erkeklerin çoğunluğunda inmemiş testis öyküsü yoktur.

2. Anormal testis gelişimi: Testislerin anormal bir şekilde gelişmesine sebep olan “Klinefelter sendromu” gibi hastalıklar testis kanseri riskini arttırabilmektedir.

3. Aile geçmişi: Aile üyelerinde testis kanseri varsa, bu durum da riski arttırmaktadır.

4. Yaş: Testis kanseri her yaşta görülebilir. Ancak gençler arasında ve özellikle 15-34 yaş arası genç erkeklerde, ortaya çıkma ihtimali daha fazladır.

5. Irk: Testis kanseri beyaz erkeklerde siyah erkeklere oranla daha fazla görülmektedir.

TESTLER VE TEŞHİS

Çoğu erkek testis kanserini kendisi fark etmektedir. Ya farkında olmadan, yanlışlıkla veya bilinçli olarak kendi kendine testis muayenesi yaparken yumru veya diğer belirtileri görmektedir. Diğer durumlarda ise doktorda yapılan rutin bir fiziki muayene sırasında da yumru algılanabilir. Testiste bulunan yumruda testis kanseri olup olmadığını belirlemek için doktor size şu tetkikleri tavsiye edebilir:

Ultrason: Bu testte ultrason cihazı testislerin ve testis torbasının görüntüsünü elde etmek için ses dalgalarını kullanmaktadır. Ultrason sırasında bacaklarınız açık bir vaziyette sırt üstü uzanırsınız. Daha sonra doktorunuz testis torbanızın üzerine bir jel uygulamak suretiyle testislerin durumunun bilgisayarda görünür hale gelmesi sağlanır.

Bir ultrason testi doktorunuzun testislerinizde bulunan yumruların niteliğini belirlemesinde yardımcı olur. Mevcut yumrularda katı mı acaba yoksa içi sıvı mı dolu ultrason testi ile anlaşılmış olur. Ultrason aynı zamanda yumruların testislerin içinde mi yoksa dışında mı olduğu hakkında da bilgi verir. Sonuç olarak doktorunuz bu ultrason testi ile söz konusu anormal yumrunun kanserli olup olmadığına karar verir.

Kan testleri: Doktorunuz kanda tümör belirtisi olan değerlerin düzeylerini belirlemek için kan testleri isteyebilir. Kandaki tümör işaretçileri kanda normal şartlarda belirli değerlerde bulunan maddelerdir, ancak bu maddelerin düzeylerinde testis kanseri gibi belirli durumlarda, yükselme olabilmektedir. Kandaki bir tümör işaretçisinin yüksek düzeyde olması kanser olduğunuz anlamına gelmez, ancak doktorunuza tanıyı koymasında yardımcı olur.

Ameliyatla testis alınması: Eğer testisde yer alan yumrunun kanserli olduğu tespit edilirse, testisi almak için ameliyat gerekebilir. Alınan testisin kanserli olup olmadığının ve eğer kanserli ise kanser türünün tam analizi için laboratuarda inceleme yapılır.

Kanser tipinin belirlenmesi
Ameliyatla çıkarılan testisinizde hangi tür kanser olduğunun anlaşılması için analiz edilecektir. Testis kanserinin türü, tedavi sürecini belirler. Genel olarak, testis kanserinin iki türü vardır:

Seminom: Seminom tümörleri, tüm yaş gruplarında ortaya çıkabilmektedir ama yaşlı bir erkekte testis kanseri gelişirse, bu büyük ihtimalle “seminom” türü kanserdir. Seminomlar, genel olarak, “non-seminomlar” gibi agresif değildir ve özellikle radyasyon tedavisine duyarlıdır.

Nonseminom tümör yaşamın erken evrelerinde ortaya çıkma, büyüme ve hızlı yayılma eğilimindedir. Nonseminom tümörlernin birçok farklı türü de mevcuttur bunlar: “koryokarsinom, embriyonal karsinom, teratom ve yolk kesesi tümörü” diye anılmaktadır. Nonseminomlar radyoterapiye duyarlıdır ancak bu duyarlılık seminomlarda olduğu kadar değildir. Kemoterapi genellikle kanser yayılmış olsa bile, non-seminomlar için çok etkilidir. Bazı durumlarda her iki kanser türüne ait tümörler de bulunmaktadır. Bu durumlarda kanser tedavisi nonseminoma türüne göre devam ettirilir.

Kanseri Derecelendirme:
Doktorunuz kanser teşhisini doğruladıktan sonra, sonraki adım kanserin yayılımını (evresini) belirlemektir. Kanserin testis dışına yayılıp yayılmadığını belirlemek için şu testlere tab tutulursunuz:

Bilgisayarlı Tomografi (BT): Bilgisayarlı tomografi karın kısmının bir dizi X-ray görüntülerini çeker. Doktorunuz bu şekilde karın bölgenizde kanserli lenf düğümlerinin olup olmadığını belirlemeye çalışır..

Kan testleri: Kandaki yüksek tümör işaretçileri ile testis çıkarıldıktan sonra vücudunuzda kanserli hücre kalıp kalmadığını anlamak için kan testleri yaptırılır.

Bu testlerden sonra, testis kanserine bir evre belirlenir. Evre belirleme hangi kanser tedavisinin hasta için daha uygun olduğunu belirlemede yardımcı olur. Testis kanseri aşamaları şunlardır:


Evre I. Kanser testisler ile sınırlıdır.
Evre II. Kanser karın lenf düğümlerine yayılmıştır.
Evre III. Kanser vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır. Testis kanseri en sık akciğer, karaciğer, kemik ve beyne yayılır.

TEDAVİ VE İLAÇLAR

Testis kanserinizin tedavisi birden fazla faktöre bağlıdır. Bu faktörlerin başlıcaları; kanserinizin türü, evresi, genel vücut sağlığınız gibi birçok faktörler olabilir. Testis kanseri tedavi seçenekleri arasında şunlar gösterilebilir.

Ameliyat:
Hastadaki kanserli testisin ameliyatla alınması tüm testis kanseri türü ve evresi için önerilen birincil tedavi yöntemidir. Kanserli testisi kaldırmak için, doktorunuz kasık bölgenizden bir kesi yapar ve testisi bu açıklıktan dışarı alır. Dilerseniz çıkarılan testisin yerine bir protez testis bırakılabilir. Ameliyat sırasında anestezi yapılır ve tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi bunda da ağrı, kanama ve enfeksiyon riski vardır.

Ayrıca kasık lenf düğümlerinin çıkarılması için de ameliyat gerekebilir. Bazen bu ameliyat da testis kaldırılması işlemi sırasında yapılmaktadır. Bazı durumlarda, daha sonra da yapılabilir. Karındaki lenf düğümleri karından açılan büyük bir kesi yoluyla kaldırılır. Doktorunuz lenf düğümlerini alırken çevredeki sinirlerin kesilmemesi için dikkat eder ancak bazı durumlarda sinir zedelenmesi kaçınılmaz olabilmektedir. Zarar gören sinirler boşalmada sorun yaratabilir ancak ereksiyon için bir sorun teşkil etmez.

Erken evre testis kanseri olgularında, ameliyat gerekli tek tedavi olabilir. Doktorunuz düzenli kontrol önerecektir. İlk birkaç yıl için birkaç ayda bir daha sonra ise daha az sıklıkta bir kontrol gerekli olmaktadır. Kontrollerde alınan düzenli kan testleri, bilgisayarlı tomografi ve diğer prosedürler kanserin geri gelip gelmediğini tespit etmek için yapılır. Eğer daha ileri düzeye gelmiş bir testis kanseriniz varsa veya önerilecek kontrol çizelgesine uyamayacaksanız, doktorunuz ameliyat sonrası başka tedavi seçenekleri önerecektir.

Radyasyon tedavisi
Radyasyon tedavisi sıklıkla testis kanseri seminom tipi olan insanlarda kullanılan bir tedavi seçeneğidir. Radyasyon tedavisi aynı zamanda bazı nonseminoma tipi kanserleri olan kişilerde de kullanılmaktadır. Radyoterapi kanser hücrelerini öldürmek için, X-ışınları gibi yüksek enerjili ışınları kullanır. Yan etkileri, yorgunluk, deri kızarıklığı, karın ve kasık bölgesinde tahriş şeklinde sıralanabilir.

Kemoterapi
Kemoterapi tedavisinde kanser hücrelerini öldürmek için ilaçlar kullanır. Kemoterapi ilaçları orijinal tümörden ayrılmış olan kanserli hücreleri bulup öldürmek için vücudunuz boyunca seyahat ederler. Doktorunuz ameliyat sonrasında da kemoterapi önerebilir. Kemoterapi tedavisi lenf düğümü kaldırma işleminden önce veya sonra da kullanılabilir. Kemoterapinin yan etkileri kullanılan ilaçlara bağlıdır. Kemoterapinin yaygın görülen yan etkileri yorgunluk, bulantı, saç dökülmesi, kısırlık ve enfeksiyon riskidir. Kemoterapinin bazı yan etkilerini azaltmak için mevcut bazı ilaçlar ve tedaviler bulunmaktadır.
TESTİS KANSERİ NASIL ÖNLENİR?

Testis kanserini önlemenin herhangi bir yolu yoktur. Bazı doktorlar testis kanserini en erken evrede tespit etmek için düzenli kendi kendine testis muayenesi önermektedirler.
Eğer kendi kendinize testis muayenesi yapmak istiyorsanız, testisleri incelemek için en iyi zaman sıcak bir banyo veya duştan sonrasıdır. Su sıcaklığı testis torbasını rahatlatıp gevşettiği için testislerde bir anormallik varsa bunu fark etmek daha kolay olmaktadır.

Testis muayenesi için şu adımları izleyin:

  • Bir ayna önünde durun. Testis torbasının yüzeyinde herhangi bir şişlik olup olmadığına bakın.
  • İki elinizle testislerinizi inceleyin. Bunu yaparken işaret ve orta parmağınızı testisin altına başparmağınızı da üstüne gelecek şekilde kullanınız. Testisi hafifçe başparmak ve diğer parmaklar arasında yuvarlayın. Testislerin genellikle düz, oval şekilli ve biraz sert olduğunu unutmayın. Bir testisin diğerinden biraz daha büyük olması çok normaldir. Ayrıca, testisin üstünden yukarı doğru giden şerit testis torbasının normal bir parçasıdır. Düzenli olarak bu incelemeyi gerçekleştirerek, testislerinizdeki endişe verici herhangi bir durumun farkına erkence varabilirsiniz. İncelemelerde bir yumru fark ederseniz bir üroloji doktoruna başvurunuz.

Testis tümörleri tedavisi mümkün olan ve yüksek oranda kür elde edilebilen genç ve orta yaşlı erkeklerde daha sık izlenen tümörlerdir. Seminom grubu testis tümörleri radyoterapiye çok duyarlı olup orşiektomi ve ışınlama ile tüm evreler için % 90 nın üstünde kür oranı elde edilir. Non-seminom testis kanserlerinin tedavisinde efektif kemoterapi kombinasyonlarının kullanılmaya başlanmasıyla kür oranı % 40 lardan % 80 lere yükselmiştir.

PATOLOJİ
Testiküler malignitelerin çoğunluğu (%95) germ hücreli tümörlerdir. Germinal hücreli tümnörler seminom ve non-seminom olmak üzre iki ana gruba ayrılırlar. Seminomların klasik, anaplastik ve spermositik sub grupları vardır. Embryonel karsinom, koryokarsinom, yolk salk tümörü, teratomlar ise non-seminomatöz germ hücreli tümörlerin sub gruplarıdır.

KLİNİK GİDİŞ
20-34 yaşları arasında görülme sıklıkları artar. Testiste ağrılı veya ağrısız şişlik en sık izlenen semptomdur. Human koryonik gonodotropin (HCG) salgılayan tümörlerde jinekomasti izlenebilir.Paraortik tutulumda ilk bulgu bel ağrısı olabilir.
İlk yayılımları spermatik ven boyunca renal pedikül ve paraortik bölge lenfatiklerine doğru olur. Paraortik ve vena cava çevresindeki lenfatiklere yayılım çoğu kez retrograttır. Daha sonraki yayılım duktus torasikus yoluyla sol supraklavikuler bölgeye veya transdiyafragmatik lenfatiklere olur. Hematojen metastazlar ise direk vasküler invazyonla en çok akciğer, karaciğer, beyin, ve kemiğe olur. Seminomlar çoğunlukla erken evrede teşhis edilebilirken (% 65’i evre I ve % 25 i evre II) non-seminomlarda daha geç evrelerde tanı koymak mümkün olabilir (% 45 i evre I, % 35 i evre II, ve % 25 i evre III)

TANI ve EVRELEME ÇALIŞMALARI
Tanı histopatolojik olarak konulur. Testiste kitle varlığında değerlendirme için yüksek spermatik kord bağlanması yoluyla yapılan radikal inguinal orşiektomi ilk tercihtir. Transskrotal biyopsi tümörün skrotuma ve lokal lenfatiklere yayılma riski dolayısıyla kullanılmamalıdır. Transskrotal yaklaşımların retrospektif olarak incelenmesi sonucunda yüksek inguinal orşiektomi ile kıyaslandığında küçük ancak istatistiki olarak anlamlı fark bulunmuştur (transkrotal da nüks oranı % 2.9 iken yüksek orşiektomide % 0.4)
Evreleme çalışmasında fizik muayene, akciğer röntgeni, tam kan, rutin biyokimya (özellilke LDH), sedim gibi tetkikler mutlaka istenmelidir. Bipedal lenf anjiografi ve IVP bilgisayarlı abdominopelvik tomografi tetkikinin yoğun şekilde kullanılmasından dolayı artık sık kullanılmamaktadır. AFP (alfa fetoprotein) ve BHCG gibi tümör belirteçleride mutlaka istenmelidir. Seminomlarda % 10 -15oranında BHCG yükselebilir (Sinsidyotrofoblastik hücrelerden salınır). Ancak AFP yüksekliği izlenmez, eğer izleniyorsa bunlar non-seminom tümör gibi tedavi edilmelidir.. Nonseminom tümörlerin yaklaşık % 90 da BHCG ve AFP yükselir. BHCG nin yarı ömrü bir gün iken AFP de bu süre beş güne ulaşır.
Takipte akciğer filmi, AFP, BHCG, LDH, abdominopelvik bilgisayarlı tomogrofi istenmelidir. American Joint Comitee on Cancer (AJCC) nin TNM evrelemesi sıklıkla kullanılır. Bunun yanı sıra Royal Marsden evrelemesi de kullanılan diğer bir sistemdir. Evre I kanser testise sınırlıdır.Skrotum invazyonu evreyi değiştirmez ancak inguinal lenf nodlarına sıçrama riskini yükseltir. Epididim, tunika albuginea, spermatik kord tutulumu da evreyi arttırmaz, ancak retroperitoneal nod tutulumu ve nüks olasılığını arttırır. Evre II’de paraortik ve retroperitenoal lenf nodları tutulmuştur. Beş lenf nodundan fazla tutulum, 2 cm den büyük lenf nodu varlığı, ekstanodal yağ dokusu invazyonu nüks ihtimalini arttırır. 5 cm den büyük lenf nodu (bulky hastalık) tutulumu kötü prognoza işaret eder. Evre III de ise hastalık artık retroperitoneal nodları da aşmıştır.

TEDAVİ
SEMİNOMLAR:
Erken evre seminomlarda (Evre I ve II) yüksek orşiektomiyi takip eden radyoterapi ile % 90 nın üzerinde kür sağlanır. Mikroskobik yayılım riski altındaki lenf nodu bölgeleri (homolateral iliak ve retroperitoneal) hokey sopası şeklinde bir alandan 25 Gy dozda ışınlanır ve evre I de %98 oranında kür sağlanır. Bu hastalarda aynı taraf iliak lenf nodlarının paraortik bölgeyle birlikte ışınlamasının sadece paraortik bölge ışınlaması ile karşılaştırılmasında üç yıllık nüks oranları sırasıyla % 96.0 ve %96.6 olarak bulunmuştur. Sağ kalımda benzer şekilde %100 ve %99.3 olarak bulunmuştur. Bu yüzden sadece paraortik bölge ışınlaması risk grubunda olmayan hastalarda alternatif bir tedavi yaklaşımıdır. Cerrahi sonrası ışınlama yapılmaksızın sadece takip yapılan hastalarda nüks oranı % 15 olarak bulunmuştur. Bu hastalarda nüks radyoterapi ve kemoterapi ile tedavi edilebilmiş, ve beş yıllık sebebe bağlı sağ kalım % 99.5 olarak bildirilmiştir. Bu yüzden düşük risk grubu hastalarda diğer bir alternatifde radyoterapisiz takip olabilir. Evre II de gross hastalık bölgesine 10 Gy ek doz verilir. 5 yıllık sağ kalım % 90 civarındadır. Gerek duyularsa bu hastalarda mediasten ve sol supraklavikular bölgede ışınlanabilir. Evre IIB de toplam doz gross hastalık bölgesinde 45 Gy e kadar çıkabilir. Cisplatin içeren kombinasyon kemoterapileride tedaviye eklenebilir. Bu grup hastalarda beş yıllık sağ kalım % 60 civarındadır. Evre III-IV hastalıkta ilk tedavi kemoterapi olmalı ve residüel hastalığa radyoterapi yapılmalıdır. En sık bleomysin, etoposid ve sisplatin kombinasyonları kullanılır. EP, PVB, VIP rejimleri de diğer kullanılan şemalardır.Bu grup hastalarda ise beş yıllık sağ kalım % 60 ın altındadır.

NON-SEMİNOMLAR
Effektif kemoterapi rejimlerinin gelişmesiyle bu tümörlerin iyleşmesinde hayli başarı sağlanmıştır. Erken evrede erişkinlerde abdominal yoldan testisin çıkarılması ve retroperitoneal lenf diseksiyonu uygulanan bir metoddur. (Bu metodun uygulandığı klinik olarak evre I olan % 27 hasta evre II ye yükselmiştir) Ancak çocuklarda retroperitoneal lenf nodu diseksiyonunun morbidite (tam empotans veya retrograt ejekülasyon) dışında tedaviye bir katkısı yoktur. Kemoterapi nüks düşünüldüğünde hemen uygulanmalıdır. Diğer bir alternatif de lenf nodu diseksiyonu uygulamadan yüksek inguinal orşiektomi yapılmasıdır. Hastalar kısa aralıklarla dikkatli olarak takip edilmelidirler. % 90-95 civarında kür elde edilebilir. İleri hastalıkta ( bulky evre II, evre III ve IV de) kombinasyon kemoterapisi uygulanır (BEP, PVB, VIP). Kemoterapi orşiektomiyi takiben de uygulanabilir. Seçilmiş vakalarda kemoterapi sonrası residü hastalığı olanlarda residü kitlenin çıkarılması da bir alternatifdir (Ancak sağ kalım avantajı göstermez, fakat rasidüde malign hücrelerin varlığı kemoterapiyi uzzattırabilir). Diğer bir alternatif te mikroskobik hastalığa veya büyük lezyona radyoterapi uygulanmasıdır (40-45 Gy). Klinik çalışama olarak otolog kemik iliği nakli ve yüksek doz kemoterapi uygulamaları devam etmekte olup, sonuçları netleşmemiştir. İleri hastalık grubunda kür oranı % 60-80 arasında değişmektedir.

TEDAVİYE BAĞLI YAN ETKİLER

ERKEN DÖNEM
25 Gy dozunda uygulanan radyoterapide yoğun yan etkiler gözlenmesi nadirdir. Bulantı, iştahsızlık, diyare izlenebilir. Kemoterapiye bağlı olarak erken dönemde bulantı kusma, halsizlik, nötropeni ve allopesi gözlenir.
GEÇ DÖNEM
25-35 Gy dozlarında da geç etkiler sık izlenmez. Tedavi sırasında böbreğin aldığı doza dikkat edilmelidir. İkincil malignite oluşması oldukça nadir olup en erken tedaviden 10 yıl sonra gözlenebilir. Kemoterapiye bağlı oligospermi, ikincil lösemi, renal fonksyon bozukluğu, işitme kaybı (sisplatin içeren rejimlerde), pulmoner toksik etkiler (bleomisin içeren rejimlerde) gözlenebilir.

Op.Dr. Erdal KALCI (Üroloji Uzmanı) Sponsorlu Bağlantılar

Yazıyı Arkadaşlarınıza önerin
Bu Yazıdan Sağlık Yorumları
Yazı Hakkında Bir Yorum Yapınız





Google Sayfamızı Beğenir misiniz?
.: Sitemizden Seçme Konu Başlıkları :.
Pilonidal Kist
Penis Eğrilikleri
Bunyon Nedenleri ve Tedavisi
YAŞLANAN ERKEKLERİN KADERİ: PROSTAT BÜYÜMESİ
Erkekte Kısırlık Nedenleri
Erkekte Gece Uykuda Boşalma Tedavisi
.: Sitemizde En Son Yayınlananlar :.
Kanal D Doktorum Programı

Program Kanal D de Hafta içi Her gün Saat 09.00 Da yayınlanmaktadır. Programın sunucuları Dr. Aytuğ KOLANKAYA ve Zahide YETİŞ'dir.

ENDER SARAÇ’LA SAĞLIKLI GÜNLER

“ENDER SARAÇ’LA SAĞLIKLI GÜNLER” hafta içi her sabah saat 10.45’de Canlı Yayın ile Kanaltürk Ekranında siz değerli izleyicilerini bekliyor

Zahide İle Yetiş Hayata Programı

Atv de yayınlanan programda Zahide YETİŞ konuklarının sorunlarına çareler buluyor. Aynı zamanda dini konuların da açıklığa kavuşturulduğu programda sağlık, sosyal hayat, psikoloji gibi konular işlenmektedir.